Hamburg 4th Young Sustainability Law Conference -Max Planck
Hamburg 4th Young Sustainability Law Conference
Hamburg’da Max Planck Institute for Comparative and International Private Law ve Bucerius Law School ev sahipliğinde gerçekleşen 4th Young Sustainability Law Conference, sürdürülebilirlik hukukunun küresel ölçekte nasıl dönüştüğünü gözler önüne seren çok katmanlı bir buluşma niteliğindeydi. Üç gün boyunca, farklı hukuk disiplinlerinden genç araştırmacılar; özel hukuk, kamu hukuku, iktisat, çevre hukuku ve şirketler hukuku perspektifelerini ortak bir çatı altında buluşturdu.
Konferansın ilk günü, küresel tedarik zincirleri, dekolonyal yaklaşımlar ve yerli bilgisi gibi yenilikçi temalar ile açıldı. PDF programında görüldüğü üzere (s.1-2), oturumlarda tedarik zincirlerindeki adalet kavramı, moda endüstrisinin görünmeyen emek biçimleri ve yerel-ekolojik bilgilerin uluslararası çevre hukukuna entegrasyonu tartışıldı. Bu başlıklar, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyokültürel ve ekonomik bir dönüşüm olduğunu tekrar hatırlattı.
Aynı günün ilerleyen oturumlarında özel hukukun ve şirketler hukukunun sürdürülebilirlik hedeflerine nasıl uyarlanabileceği ele alındı. Özellikle, sürdürülebilir tüketici hukuku örnekleri ve mülkiyet hakkının yeniden düşünülmesine ilişkin tartışmalar, hukuk düzenlerinin dönüşen toplumsal ihtiyaçlara uyum sağlamak zorunda olduğunu ortaya koydu.
Konferansın ikinci günü, PDF’te yer alan programda da görüldüğü üzere (s.4-5), ekonomi-hukuk kesişimi ön plana çıktı. “Right to Repair”, CS3D, iklim finansmanı, bankacılık stres testleri ve sürdürülebilir yatırım anlaşmaları üzerine sunumlar, sürdürülebilirliğin teknik ve ekonomik boyutlarının hukuksal düzenlemelerle uyum içinde nasıl geliştirilebileceğine ışık tuttu.
Aynı gün Bucerius Law School’da düzenlenen panelde ise özel aktörlerin sürdürülebilir kalkınmadaki rolü tartışıldı. Akademi, yargı, uluslararası kuruluşlar ve özel sektör temsilcilerinin ortak bir diyalog platformu oluşturması, sürdürülebilirlik hukukunun çok paydaşlı yapısının önemini pekiştirdi.
Üçüncü gün yapılan kamu hukuku oturumları ve disiplinlerarası kapanış konuşması ise iklim hukuku, enerji dönüşümü, kent planlaması ve AB hukukunun sürdürülebilirlik hedefleriyle ilişkisini mercek altına aldı (s.6). Böylece konferans, sürdürülebilirlik hukukunun hem normatif temellerini hem de pratiğe yansıyan sonuçlarını bütünsel biçimde değerlendiren bir zemin sundu.
Sonuç olarak Hamburg’daki bu buluşma, genç hukukçuların sürdürülebilirlik alanında yalnızca izleyici değil, aktif birer şekillendirici olduğunu kanıtladı. Sürdürülebilirlik hukukunun geleceği, disiplinlerarası düşünceyi ve küresel işbirliğini merkeze alan bu tür platformlarla güçlenmeye devam edecek.
🇬🇧 Article: A New Horizon in Sustainability Law — Reflections on the 4th Young Sustainability Law Conference in Hamburg
Held at the Max Planck Institute for Comparative and International Private Law and Bucerius Law School, the 4th Young Sustainability Law Conference offered a comprehensive and forward-looking exploration of how sustainability law is evolving in a rapidly changing global landscape. Over three days, scholars from diverse legal backgrounds examined the future of sustainability through private law, public law, economics, and interdisciplinary methodologies.
The opening day focused on global supply chains, decolonial approaches, and indigenous knowledge systems. As outlined in the conference programme (pp.1-2) , discussions emphasized the need to rethink sustainability through justice-centered and culturally inclusive frameworks. From the hidden labor behind fashion industries to the integration of pluricultural ecological knowledge into international law, the panels demonstrated that sustainability is inseparable from social equity and global responsibility.
Later sessions explored how private and company law can be transformed to align with sustainability objectives. Presentations on sustainable consumer law and the re-interpretation of property rights illustrated the necessity of adapting legal structures to contemporary environmental and societal demands.
The second day, as documented in the programme (pp.4-5) , shifted toward a law-and-economics lens. Key themes included the European “Right to Repair,” the Corporate Sustainability Due Diligence Directive (CS3D), climate finance, and sustainable investment treaties. These contributions highlighted the interplay between regulatory frameworks and economic incentives in achieving long-term sustainability.
An evening panel at Bucerius Law School brought together academics, judges, international organization advisors, and private-sector sustainability leaders to discuss the increasingly significant role of private actors in sustainable development. The dialogue underscored the multi-stakeholder nature of sustainability governance and the necessity of cooperation between public and private spheres.
The final day’s sessions (p.6) focused on public law, climate obligations, urban mobility plans, energy transition, and the EU’s legal architecture. These discussions reaffirmed that sustainability law cannot be isolated within a single legal domain—it is inherently multidisciplinary and interconnected with economic, social, and political systems.
In conclusion, the Hamburg conference demonstrated that young scholars are actively shaping the future of sustainability law. By fostering interdisciplinary collaboration and global engagement, this platform contributes meaningfully to the development of a more resilient and equitable legal framework for a sustainable future.